ARCHIVE·2012

Ah Smyrna´m, Güzel İzmir´im

Oyun 1923 yılında Izmir'de geçer. Savaş bitmiş, Rum ve Türk topluluklarının karşılıklı göç etmesini zorunlu kılan "Mübadele Yasası" çıkartılmıştır.

Yazan-Yöneten
Nesrin Kazankaya
Premiere
19 May 2012
Ah Smyrna´m, Güzel İzmir´im poster
ABOUT THE PLAY

Oyun 1923 yılında Izmir'de geçer. Savaş bitmiş, Rum ve Türk topluluklarının karşılıklı göç etmesini zorunlu kılan "Mübadele Yasası" çıkartılmıştır.

Köklü bir geleneğe ve kültüre sahip, zengin Rum ailesi Vlasto'lar, Izmir-Bornova’daki  konaklarında göç hazırlığı içindedirler. Yıllardır Vlastolar'la bir aile gibi bir arada yaşayan Türk yardımcıları da, bu göçün hüzünlü tanıklarıdır. Savaşın travmatik izleri ve zorunlu göç, Türk ve Rum aile bireylerini de karşı karşıya getirir ve bir arada yaşamanın imkansızlığını derinleştirir. Kendilerini bir çatışma içinde bulan figürler, derin acılar içinde, çaresiz yarınlara, umutsuz hasretlere, imkansız aşklara boyun eğmek zorunda kalır.

Feci bir yangınla yanıp harabeye dönen, farklı toplumların, dinlerin ve kültürlerin yüzyıllardır bir arada yaşadığı, efsanevi dünya kenti,  güzel Izmir-Smyrna değildir yalnızca; koskoca bir geçmiş, gelecek, hayaller ve umutlar da küle dönmüştür. 
 

“Oh My Smyrna, My Beautiful İzmir”

The play takes place in 1923 in Smyrna (İzmir), one year after “The Catastrophic Fire of İzmir” burned down the city. ‘The Turkish War of Liberation’ was over; the law requiring ‘Obligatory Exchange’ of Greek and Turkish populations went into effect and forced the communities to immigrate mutually.

When the play begins the “Vlasto”s, a wealthy Greek Family with deep cultural roots in Anatolia, are preparing to migrate to Greece from their mansion in Bournabat (Bornova), İzmir. The Turkish housekeepers, who have lived with the Vlastos, like a family, for decades, are sad witnesses of this migration. Traumatic traces of war and the obligatory exchange, causes tension between the Turkish and Greek families. As they turn against each other living together becomes impossible. The characters who find themselves in the midst of this conflict are deeply saddened and must yield to a hopeless future, desperate longings, impossible loves.
’The Catastrophic Fire of İzmir’ not only ruins the legendary and beautiful city of Smyrna and burns it down to ashes but also ends the centuries long tradition of diverse ethnic and religious communities living together peacefully and destroys their past and future, their hopes and dreams. 

CREATIVE TEAM
Yazan-Yöneten
Nesrin Kazankaya
Dramaturgi
Şafak Eruyar
Dekor
Başak Özdoğan
Müzik Yönetmeni
Ezgi Kasapoğlu
Müzik Düzenleme
Emil Tan Erten
Dans Düzeni
Cemal Atilla/Güneş Çağlar
Rumca Çeviri
Meri Madeleni
Yönetmen Yardımcısı
Zeynep Özden
CAST
  • EleniAysan Sümercan
  • KonstantinosMuhammet Uzuner
  • IoannaNesrin Kazankaya
  • PolyxeniDefne Halman/Başak Meşe
  • İliasEmre Çakman
  • MehmetDoğan Akdoğan
  • MüzeyyenLinda Çandır/Gökçe Burcu Zümrüt
  • Theodopulosİlker Yiğen
  • LefkotheaSelin Sevdar
  • Ali RızaAsır Akkaya/Erhan Kayra Karakoç
  • Yapım AsistanlarıOnur Atilla, İlke Melikoğlu, Melike Yıldırım, Gamze İpek
  • Oyun FotoğraflarıMehmet Aslan
PRESS

Cumhuriyet Gazetesi, 4.12.2012, Dikmen Gürün

"BIR GÖÇ HIKAYESI"
Tiyatro Dünyasindan- Dikmen Gürün

Tiyatro Pera’nin kurulusunun 12. yilinda seyirciyle paylastigi çalismalarindan biri de bir zorunlu göç hikayesi; “Ah Smyrrna’m, Güzel Izmir’im.”   Ne güzel ki,  açilisini 18. Istanbul Tiyatro Festivali’nde yapan bu önemli çalismaya IKSV ( daha dogrusu Tiyatro Festivali) de ortak yapimci olarak dahil oldu. Hem Festivalde hem de sonrasinda dolu dolu oynayan, oynamaya devam eden, Nesrin Kazankaya’nin yazdigi, yönettigi ve de  Safak Eruyar’in dramaturjisini yaptigi oyun, yazarin “geçmis ve günümüze duydugu sorumlulukla, yakin tarihimizin bu acili kesitine küçük bir pencere açiyor.” Her zaman oldugu gibi,  bu pencereyi salt oyun metniyle, oyunla degil,  program dergisindeki (Eruyar’in da dramaturg olarak katkisi var kuskusuz bu arastirmaya) bilgilerle de açiyor seyircinin önüne.  Bir kismimiz, bu pencereden bakarken sanki yasamlarimizin bir bölümünde yok saydigimiz sayfalari geri dönüp okumaya çabaliyoruz.  Aslinda kaç yildir sorarim kendime neden bizlerle paylasmazdi acaba Midilli Adasindan  geldigini bildigim anneannem kisisel tarihini bizlerle?  Neden, hep suskun,  Suadiye’deki evinin balkonunda, kendine ait kösede, bembeyaz saçlari ensesinde topuz, oturur ve sürekli  denizi seyrederdi?  Yillardir düsünüyorum, cevap bulmaya çalisiyorum, üzülüyorum…  

Evet, yakin tarihimizden çok önemli bir sayfayi, yan tutmadan, yargilamadan ama sorgulayarak tiyatro sahnesine tasiyor Tiyatro Pera.  Savas sonrasinda ülkesi olarak bu  topraklardan, Izmir’den göçe zorlanan ve bu süreçte ötekilestirilen bir Rum ailenin öyküsüdür “Ah Smyra’m Güzel Izmir’im.” Yola çikmadan kisa bir süre önce evlerinde, hatiralarla bezeli evlerinde ve evin disinda ufak dokunuslarla yasananlar olusturur öykünün çatisini.  Ötekilestirilenler salt bu aile midir? Tabii ki hayir… Karsi kiyilardan bu tarafa göçe zorlananlar, Türk mübadiller de ayni dislanmaya, ayni acilarla yüzlesmeye mecbur birakilmislardir kuskusuz.  Ama,  Konstantinos’un dedigi gibi, farkli bir boyutu vardir bu tedirginligin, bu uyumsuzlugun, suskunlugun, endisenin; “ne Türk, ne de Yunan! Kendi ülkemden kovuluyorum. Ülkemi, geçmisimi birakiyorum ardimda. O kadar basit degil.”

PRESS RELEASE

Basin bülteni


Nesrin Kazankaya’nın yazıp yönettiği “Ah Smyrna`m, Güzel İzmir’im”, 20 Mayıs 2012’de, “18.Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali” kapsamında prömiyer yapmıştır. Oyunun dramaturgisi Şafak Eruyar, yönetmen yardımcılığı Zeynep Özden, dekor Başak Özdoğan, kostüm Fatma Öztürk Dönmez, müzik yönetmenliği Ezgi Kasapoğlu tarafından gerçekleştirilmiştir. 

Oyunda görev alan sanatçılar: Aysan Sümercan, Muhammet Uzuner, Nesrin Kazankaya, Defne Halman/Başak Meşe, Emre Çakman, Linda Çandır, İlker Yiğen, Doğan Akdoğan, Selin Sevdar, Asır Akkaya.

İki perde olan oyunun bazı sahnelerde Rumca konuşulmaktadır. Zeybek, Zeybekiko gibi iki toplumun dansları da yer almaktadır. Dramatik yapının içinde, iki toplumun geleneğini yansıtan Türkçe ve Yunanca şarkılar söylenmektedir. Oyuncular tarafından çalınan mandolin, buzuki, klarinet ve bendir eşliğinde canlı müzik yapılmaktadır. Gerek müzik, gerekse dans, öykünün bir parçası olarak, dramatik yapının bütünlüğü içinde yer almaktadır.

Oyunun öyküsü, 1923 yılında İzmir’de geçer. Savaş bitmiş, Lozan Antlaşması gereği, Rum ve Türk topluluklarının karşılıklı göç etmesini zorunlu kılan “Mübadele Yasası” çıkartılmıştır. Köklü bir geleneğe ve kültüre sahip, zengin Rum ailesi Vlasto’lar, İzmir-Bornovada’ki  konaklarında göç hazırlığı içindedirler.  Aslında İzmir’in merkezindeki Punta’da oturan Vlastolar, zengin bir banliyo merkezi olan Bornova’daki konaklarına sığınarak, 1922 yılındaki büyük yangından kurtulmuşlardır. Yıllardır Vlastolar’la bir aile gibi bir arada yaşayan Türk yardımcıları da, bu göçün hüzünlü tanıklarıdır.

Oyunda, Türk ve Yunan iki aile figürleri, toplam 10 kişidir ve tüm figürler İzmir’de doğmuş ve yaşamakta olan İzmirlilerdir. Yunan aile Vlastoların yaşlı annesi Eleni, dördüncü kuşak bir İzmirlidir. Kocası 1912 Balkan Savaşları’nda ölmüştür. Oğlu Konstantinos ünlü bir tüccardır ve savaş sırasında İzmir Yunan Karagâhı’nda çalışmıştır. Konstantinos’un ikizi savaşta ölmüştür. Eleni’nin en küçük oğlu Theodopulos, savaşta esir düşmüş, kamplarda çalışmıştır. Eleni, oğulları, gelinleri Ioanna, Polyxeni ve torunlarıyla bir aradadır. Torunlar Ilias ve Lefkothea, Ioanna’nın çocuklarıdır. Ilias hastadır ve savaş boyunca Bornova’daki konakta saklanmıştır. Saklandığı üç yıl boyunca, İzmirli ünlü antik yazar Homeros’un İlyada eserini Osmanlıca’ya çevirmiştir. Türk aileden geriye 3 kişi kalmıştır. Müzeyyen, 7 yaşındaki oğlu Ali Rıza ve erkek kardeşi Mehmed. Türk ailenin büyükleri çeşitli savaşlarda ve Yunan işgali sırasında ölmüşlerdir.

FROM THE PROGRAMME

GÜZEL IZMIR'IM!

Izmir’in yakin tarihiyle ilgili arastirmaya baslayip, kitaplar arasinda kendimizi kaybettigimizde, bir Izmirli olarak ne denli bilgi eksikligim oldugunu gördüm. Bugünkü varlik nedenimiz olan, onur duydugumuz Kurtulus savasimizin, Cumhuriyetimizin tüm asamalarini ayrintilariyla bilirken; kendi kentimin 1923 öncesi tarihiyle ilgili, tüm bildigim genelde kliselerden olusan kirik dökük birkaç cümleydi.  

Yerli ve yabanci kaynaklarla arastirmayi derinlestirdikçe, muhtesem bir geçmis, bir film gibi güzel Izmir’imin haritasi üzerinde yerini almaya basladi.

Yüzyili askin bir süre bir arada yasamis farkli din ve dilden insanlarin; Türk, Rum, Ermeni, Yahudi ve Levantenlerden olusan kozmopolit bir toplulugun,  elbirligiyle olusturdugu büyük bir medeniyet; çokkültürlü büyüleyici bir kent çikiyordu karsimiza. Tiyatrolari, sinemalari, kütüphaneleri, eglence yerleri, magazalari, olaganüstü mimarisiyle Osmanli Imparatorlugu’nun en zengin ticaret merkezi, Ege’nin incisi, 1922 yilinda büyük bir yanginla yanip kaybolan Izmir-Smyrna kenti.

Dini bayramlarini bile birlikte kutluyan o insanlarin anilarini, bugün ancak kitap sayfalarinda; Izmir’in siluetini de, kartpostal resimlerinde bulabiliyoruz artik.

Antik kültürü, mitoloji öykülerini yaratan bu toprak, emperyalist savas tanrilarinin, etnik kiskirtmayla basardiklari büyük bir yikima da sahne olmustur. Kaybolup giden bizim geçmisimiz, bizim kültürümüzdür; dogduklari topraklardan sürülen, kendi ülkelerinden göç etmek zorunda birakilan insanlar, bizim insanlarimizdir.

Ege’nin iki kiyisindaki birbirine benzer bu iki halk, dört yillik bir süreyi bir cehennem gibi yasamistir. Savas insanlari, her yerde ve her zaman oldugu gibi, bir canavara dönüstürmüstür. 1919-22 yillari arasinda Rumlarin Türklere yaptiklari; 1921-22’de Türklerin onlara yaptiklari hemen hiç farkli degildir. Camilerde ya da kiliselerde yakilan insanlar ve tüm inanilmaz vahset, tarihin kanli, karanlik sayfalarinda gömülüdür. Vahset kiyasalamasi, vahsetin boyutlari bu kitabin ve oyunumuzun konusu degildir. Bu ancak, çikarlari ugruna savas bahaneleri yaratip, halklari kitleler halinde imha etmekten kaçinmayan emperyalizme hizmet etmek olur. Güzel Izmir’in hüzünlü sonunu animsamak, halklarin bir arada yasayabilme umut ve çabasina küçük bir katki yapabilir belki.

GALLERY

Scenes from the Stage

11 photos
VIDEO

From the Play

Ah Smyrna´m, Güzel İzmir´im

ARCHIVE

Premiere: 19 May 2012