ARCHIVE·2018

Herkes Tek Başına Ölür

Yıl 1940. Berlin’de, sıradan bir işçi karı kocanın, Nazi yönetimine karşı yürüttükleri olağandışı ve alışılmadık direnişleri anlatılıyor.

Çeviren-Uyarlayan-Yöneten
Nesrin Kazankaya
Premiere
3 October 2018
Herkes Tek Başına Ölür poster
ABOUT THE PLAY

Hans Fallada’nın “Herkes Tek başına Ölür” romanından Nesrin Kazankaya’nın uyarlayıp yöneteceği oyun 3 Ekim’de prömiyer yapıyor. Dramaturgisini Şafak Eruyar’ın, kostümünü Fatma Öztürk’ün, dekorunu Merve Yörük’ün, ışık ve yönetmen yardımcılığını Zeynep Özden’in  yaptığı oyunda görev alan sanatçılar: Murat Göksu, Nesrin Kazankaya, Rüştü Onur Atilla, Başak Meşe, Zeynep Özden, Doğan Akdoğan, Oğuz İşçi, Dilşah Demir, Mustafa Sevim.

Çağdaş Alman edebiyatının önemli yazarlarından Hans Fallada’nın gerçek bir olaydan yola çıkarak yazdığı  “Herkes Tek Başına Ölür” adlı romanı, 2. Dünya Savaşı yılları Nazi Almanyası’na tanıklık etmekte. 

Yıl 1940.  Berlin’de, sıradan bir işçi karı kocanın, Nazi yönetimine karşı yürüttükleri olağandışı ve alışılmadık direnişleri anlatılıyor. Otto ve Anna Quangel çifti, günlük, sıradan yaşamlarını sürdürürken cepheden gelen bir telgrafla aniden yaşamları alt üst olur, tek oğullarını savaşa kurban vermişlerdir. Yaşam artık eskisi gibi değildir. Karı koca, 200’den fazla, el yazısıyla yazılmış, Nazi karşıtı kartpostal ve mektupları, 1940-42 arasında Berlin’in dört bir yanına dağıtırlar. Kısa sürede polisiye bir takibin içinde bulurlar kendilerini. 

Korkular içinde yönetilen, savaşın içinde giderek yoksullaşan Berlin halkı, muhbirler, serseriler, kumarbazlar, dolandırıcılardan oluşan bir fare ordusu gibi başkenti istila etmiştir. Ahlaki çöküş, manevi değerlerin yok oluşu artık had safhadadır. 

Oyun, polisiye bir izlekte, sıradan, küçük insanların faşizme karşı tepkisizliklerini, korkularını, öfkelerini, ihbarcı ve işbirlikçi yaklaşımlarını ahlaki bakımdan sorgulamakta. 

CREATIVE TEAM
Çeviren-Uyarlayan-Yöneten
Nesrin Kazankaya
Dramaturg
Şafak Eruyar

Hans Fallada’nın aynı adlı romanından

Dekor Merve Yörük

CAST
  • Otto QuangelMurat Göksu
  • Anna QuangelNesrin Kazankaya
  • Escherich
  • Baba Persicke- Dolfuss Onur Atilla
  • Eva Kluge
  • Bayan Gerich- Prall Başak Meşe
  • Enno Kluge -SS Doğan Akdoğan
  • Trudel Baumann
  • Erwin- Adolf PersickeZeynep Özden
  • Emil Barkhausen
  • Max- SS Oğuz İşçi
  • Hete Haeberle-Baldur Persicke
  • Grigoleit Dilşah Demir
  • Karl Herrgesell
  • August Persicke- SS Mustafa Sevim
PRESS

Rengin Uz'un "Herkes Tek Başına Ölür" üzerine yazısı: www.dirensanat.com/tiyatro-pera/

FROM THE PROGRAMME

Tek Başına? 

“Herkes Tek Başına Ölür”, çok sevdiğim bir yazarın, hayranlık duyduğum bir romanı. Gerçek bir öyküden yola çıkarak yaratılan  bu kurmaca romanda anlatılanlar, geçmişte kalan bir toplum değil bence. Bugünkü, hatta gelecek için planlanan bir toplum modeli bu. Faşizmin bildik ve hemen hemen hiç değişmeyen yöntemleriyle yaratılmış bir toplum: İnsanları korkularla, yoksullukla bir köşeye sıkıştırıp, herkesin yaşamda kalma mücadelesi içinde, el birliği ile ahlaki değerleri en alt seviyeye indirdiği, günlük çıkarları için kendilerine ve başkalarına ihanet ettiği bir düzen. Düşünceleri baskı düzeninin ideal ve hedefleriyle uyuşmasa bile, yaşamlarını sürdürme çabası içinde, kendiliğinden sistemin temelini oluşturan ve pekiştiren insanlar. Faşizmin despotlukla, eğitimle, propagandayla ve göz boyayarak derin bir aymazlığa sürüklediği bu insanlar giderek toplumun büyük bir kesimini oluşturuyor. Örgütlü işçi sınıfının tarihsel öncüsü ve en büyük destekçisi aydınların katledildiği; cehalet ve vasatlığın yüceltildiği, toplumun “biz” ve “onlar” diye ikiye bölündüğü bu sistem hiç birimizin yabancısı olduğu bir olgu olmasa gerek. Romandaki figürler kahramanlar değil, tüm zaafları, korkuları ve tarihi hatalarıyla sıradan insanlar.  
Yaşadığımız global ve ulusal sorunlar, böyle zor bir romanı oyunlaştırma cesareti verdi bana. Derdimizi anlatacak “söz”ü olan ve estetik arayışlarımızda bir kez daha sınırlarımızı zorladığımız bir oyunla açıyoruz yeni tiyatro mekanımızı. Hedefimiz sanatın öncülüğünde, düşüncelerin paylaşıldığı ve yeni düşüncelerin üretildiği bir kültür merkezi oluşturmak.    
Fallada’nın dediği gibi: “Herkes tek başına ölür ama bu yalnız olduğumuz anlamına gelmez.”  Gelmemeli...

VIDEO

From the Play

Herkes Tek Başına Ölür

ARCHIVE

Premiere: 3 October 2018