Tiyatro Pera Yeni Sahnesi’ni Yeni Oyunu “İhanet Yıllarında Yaşamak” ile Açıyor!
Nesrin Kazankaya’nın Yazıp, düzenleyip yönettiği “İhanet Yıllarında Yaşamak” adlı oyun,
9 Ekim 2026 Cuma günü saat 20.30’da prömiyer yapıyor.
Dramaturgisini Şafak Eruyar’ın, dekor ve kostüm tasarımını Adnan Berke Şenyüz’ün, ışık tasarımını Kemal Edis’in, hareket düzenini ise Melisa Pelit Demirci’nin yaptığı oyunda Barış Yalçınsoy, Oğuz İşçi, Bahar Karaoğlu, Gökçe Burcu Zümrüt, Kaan Kurtoğlu, Seval İnan, Esel İsrafilova, Rozita Almozlino, Zeynep Su Polat ve Selin Gümüşkaya rol alıyor.
Oyun, Amerikalı ünlü oyun yazarı Arthur Miller’ın “Zamanın Kıvrımları: Bir Yaşam” (Timebends: A Life) adlı anı kitabından, “Cadı Kazanı” adlı oyununun yazım sürecinden ve “Amerikan Karşıtı Faaliyetleri Araştırma Komitesi” mahkeme kayıtlarından yola çıkılarak düzenlenip yazılmıştır. Tüm kaynakların çevirisi Nesrin Kazankaya tarafından yapılmıştır.
1950’ler Amerika’sının McCarthy soruşturmalarıyla 17. yüzyılın karanlık Salem kasabası aynı sahnede buluşuyor. Oyunun ana öyküsünü, ünlü yazar Arthur Miller’ın “Amerikan Karşıtı Faaliyetleri Araştırma Komitesi” (HUAC) önünde yargılanması oluşturuyor.
Pek çok sanatçının, yazarın ve bilim insanının komünistlikle suçlanarak işsiz kaldığı, haklarında davalar açıldığı ve hapse atıldıkları bir dönemde Arthur Miller, Salem kasabasına giderek 17. yüzyılda cadılıkla suçlanıp idam edilen masum insanların mahkeme kayıtlarını araştırmaya başlar. Ardından “Cadı Kazanı” adlı oyununu yazar. Kendisi de daha sonra mahkeme önüne çıkacaktır.
Böylece oyun, 1956 yılında komünistlikle suçlanarak yargılanan Arthur Miller’ın biyografik öyküsüyle, kendisinin kaleme aldığı 17. yüzyıl Salem cadı yargılamalarını aynı zaman düzleminde bir araya getiriyor. İki farklı çağ, tek bir iktidar paranoyası.
Dashiell Hammett ve Lillian Hellman gibi edebiyat dünyasının önde gelen yazarlarının da yargılandığı mahkemelere, dönemin ünlü yönetmeni Elia Kazan’ın ihaneti damgasını vurur. Arthur Miller’la evli olan ikonik film yıldızı Marilyn Monroe da mahkemeyi izleyenler arasındadır.
Dinsel dogmalarla insanları ölüme sürükleyen 17. yüzyıl Salem kasabasının karanlığı, 1950’ler Amerika’sındaki siyasi cadı avının tiranlığıyla paralel bir hatta ilerler.
Her iki çağın mahkemeleri de gerçekleri ortaya çıkarmak yerine sahte kanıtları ve düzmece ifadeleri esas alarak birçok masum insanı cezalandırır. Oyunda, Miller’ın kendisinin de yargılandığı mahkeme sürecinden 1692 Salem kasabasına uzanan bir köprü kurulur. Bireysel vicdan ile iktidar arasındaki amansız çatışma, zamanın en sert kırılma noktasını oluşturur.
Canlı müzikle desteklenen oyunda, 1950’li yıllar caz tınılarıyla ifade bulurken Salem’in teokratik yapısı mistik ilahilerde karşılık buluyor.















