ARŞİV·2007

Profesör ve Hulahop

Karli bir aksam vakti, dag yolunda arabasi bozulup, bos bir lokantaya siginan profesörü; eski bir müzik dolabi, çocuklugunun güzel sarkilari ve hulahopuyla bir kadin beklemektedir.

Yazan-Yöneten
Nesrin Kazankaya
İlk Sahnelenme
21 Eylül 2007
Profesör ve Hulahop afişi
OYUN HAKKINDA

Karli bir aksam vakti, dag yolunda arabasi bozulup, bos bir lokantaya siginan profesörü;
eski bir müzik dolabi, çocuklugunun güzel sarkilari ve hulahopuyla bir kadin beklemektedir.
Gece boyu süren zorunlu beraberlik, her iki figürü de geçmisleri içinde, macerali bir yolculuga çikarir.
1982 yili Türkiye’sinde geçen oyun, bilim insaninin var olma savasimini, sosyal sorumluluklarini; esprili, sürprizlerle bezeli bir kurguyla ve 60’li yillarin müzikleri esliginde irdeliyor.

Nesrin Kazankaya’nin yazip yönettigi oyunda, Istanbul Sehir Tiyatrolari sanatçilarindan Engin Alkan konuk oyuncu olarak yeraliyor.

Oyun Ekim 2007’de baslayacak.

YARATICI EKİP
Yazan-Yöneten
Nesrin Kazankaya
Dramaturgi
Şafak Eruyar
Dekor - Kostüm
Nilüfer Moayeri
Işık
Yüksel Aymaz
Yönetmen Yrd.
Zeynep Özden
Yapım Asistanı
Okan Kayabaş
OYUNCULAR
BASINDAN

Basından
Birgün Gazetesi, 25.10.2007, Güray Dinçol

Darbe, çatisma ve yüzlesme

Hulahop, Devrim, 60'lar, Quantum Fizigi, yo-yo, 12 Eylül Askeri Darbesi, çatisma, yüzlesme... Hepsi birbirinden farkli sözcükler belki. Iste bu sözcükler Nesrin Kazanka-ya'nin kaleminden çikan ve yine kendisi tarafindan sahnelenen 'Profesör ve Hulahop' adli oyunda içice geçiyor ve ince ince isleniyor. Tiyatro Pera'nin sezonun ilk oyunu olarak sahneledigi 'Profesör ve Hulahop', durgun ve yok edilen sahneler sebebiyle buruk baslayan sezona isiltisiyla taptaze bir nefes getirmis. Dozunda ve slogana kaçmayan politik tavri, sicacik anlatimi, sarsici anlari ve sürprizleriyle çagdas bir sahne yapitindan bekledigimiz dra-maturjik, metinsel ve sahne üstü tüm ögeleri, abartiya kaçmadan basariyla harmanliyor oyun.

Engin Alkan'in Profesörü tüm katmanlariyla sahneye tasiyan ve çatismalarini, gerilimlerini, yüzlesmelerini oyunun her dakikasinda hissettiren yorumu ve Nesrin Kazankaya'nin sicacik ama sarsici oyunculugu, oyunun oyunculuk ayagini oldukça güçlü kiliyor. Oyunun hem yazari, hem yönetmeni, hem de iki oyuncusundan biri olan Kazanka-ya, oldukça güç bir isin altindan basariyla kalkmis.

GEÇMIS VE GELECEK ÜZERINE

"1982 yilinin karli bir aksam vaktinde konferansa giden fizik profesörü, dag yolunda arabasi bozulunca, bos bir lokantaya siginir. Profesörü lokantada çocuklugunun güzel sarkilarini çalan eski bir müzik dolabi ve hulahopuyla güzel, çocuksu bir kadin beklemektedir. Yeni tanisan kadin ve adam kurduklari zorunlu iliskide duygusal, gerilimli ve sürprizli bir gece geçirirler. Geceden sabaha süren birliktelige 1982 Türkiye'sinin acili politik süreci, sarkilar, dans, alkol ve kuantum fizigi eslik eder. Her ikisi de geçmis ve gelecekleri üzerine varoluslarini sorgulayarak bilim insani ve kadin olmanin sosyal sorumlulugunu benliklerinde duyumsarlar" diyor Tiyatro Pera'nin basin bülteni Oyun boyunca yapilan muhakeme gitgide apolitiklesmis günümüz gençligi için önemli tartismalara açilim saglarken, o dönemi yasamis olan kusak içinse çok samimi, elestirel ve sorgulayici bir göz oluyor. 'Doganin ayricalikli yeteneklerle donattigi böylesi insanlarin, kendi yaratim alanlarinda, özgür bir ortama gereksinim duyduklari ve bunu hakettikleri bir gerçekliktir. Ancak özgürlügün sinirlari, kendini çevreden yalitmayi ve sosyal sorumluluklara göz kapamayi da içerecek midir?' diye yazmis Nesrin Kazankaya program dergisinde. Oyunun tüm temel meselelerini özeüiyor aslinda bu cümle. Idealler ve somut dünya çatismasi, eyleme geçmekle pasif kalmak çeliskisi,unutmak-ha-tirlamak ikilemi oyun boyunca süregiden ve tirmanan bir gerginlikle seyirciyi rahatsiz ediyor,güldü-rüyor ve bu denge iyi oyunculuklarinda gücüyle seyircide karsiligini buluyor.

BASIN BÜLTENI

Nesrin Kazankaya’nın yazıp yönettiği ‘Profesör ve Hulahop’ adlı oyun, 19 Ekim tarihinde Tiyatro Pera-Eren Uluergüven Sahnesi’nde İstanbullu izleyicilerle buluşacak. Dramaturgisini Şafak Eruyar’ın, dekor-kostüm tasarımını Nilüfer Moayeri’nin, ışık tasarımını Yüksel Aymaz’ın, yönetmen yardımcılığını Zeynep Özden’in yaptığı oyunda İstanbul Şehir Tiyatroları sanatçılarından Engin Alkan ve Nesrin Kazankaya rol alıyor.

1982 yılının karlı bir akşam vaktinde konferansa giden fizik profesörü, dağ yolunda arabası bozulunca, boş bir lokantaya sığınır. Profesörü lokantada çocukluğunun güzel şarkılarını çalan eski bir müzik dolabı ve hulahopuyla güzel, çocuksu bir kadın beklemektedir. Yeni tanışan kadın ve adam kurdukları zorunlu ilişkide duygusal, gerilimli ve sürprizli bir gece geçirirler. Geceden sabaha süren birlikteliğe 1982 Türkiye’sinin acılı politik süreci, şarkılar, dans, alkol ve kuantum fiziği eşlik eder. Her ikisi de geçmiş ve gelecekleri üzerine varoluşlarını sorgulayarak bilim insanı ve kadın olmanın sosyal sorumluluğunu benliklerinde duyumsarlar.

Askeri darbeyle sosyo kültürel ve bilimsel geleceğine ipotek konulan 1982 Türkiye’sinin sancılı dönemi, bir bilim insanının bakış açısından sergilenir. Simon&Garfunkel’dan, Bob Dylan’a, Loretta Lynn’den Joan Baez’a uzanan altmışlı yılların müziği ise, oyun kişilerinin çalkantılı dünyalarını, neşelerini, dışavurdukları öfkelerini yansıtmakta ve düşünsel zıplamalara yol açmaktadır.

BROŞÜRDEN

Bu Beni Ilgilendirmez...

“Bu konu beni ilgilendirmez; benim alanima girmez! Sorumlusu ben degilim ki! Ayrica ne yapabilirim? Ben yalnizca meslegimi yapiyorum. Benim isim (...).”

Parantez içindeki üç noktaya diledigimiz bir meslegi koyabiliriz. Yukaridaki cümlelerle diledigimiz bir olayi, kisiyi, hakli çikarabilir ya da elestirebiliriz. Hatta kendimizle bile yüzlesebiliriz.

Insanlik tarihinin her döneminde, bireyler, özgürlük ve sorumluluk sinirlarinin belirlenme çatismasini yasamistir. Ancak günümüzde artik sorumluluklardan kaçis yollari giderek tikanmakta. Çünkü içinde bulundugumuz iletisim çagi, en basta dertlerin, haksizliklarin ve sorumluluklarin paylasimini globallestirmekte.

Bilim insanlari ve bilim sözkonusu oldugunda, elestirel kesin yargilara varabilmek oldukça güç. Metafizik yanitlarla dogayi açiklamak, bilimden giderek uzaklasan bireylerin yasamlarini kolaylastirabilir; ancak böylece, bilinçli ya da bilinçsiz, toplumsal yasam için karanlik bir gelecek hazirlandigi da açiktir. Batil inançlarin, hurafelerin, bilimsel buluslardan önemli kilinmaya çalisildigi günümüzde; bilim insanlarinin korunmasi gerekiyor. Bilim insani, dogada degisimi sorgulayan, merak eden, bitmek bilmez bir enerjiyle bir formülün pesinde yillarini harcayabilen bir kimlik. Yaratici, siradisi ve farkli çalisan bir zeka söz konusu. Ölümcül deneyler, geceden sabaha tekrarlanan gözlemler, bir bulus için sabirla, emekle bir ömrün adanmasi. Yillarin feda edildigi bir çalismanin belki de bir sonuca varamayacagini bilmek; verilen emegin yalnizca gelecekteki arastirmalar için malzeme olacagini göze alabilmek; inat, sabir, inanç ve alçakgönüllülük isteyen zorlu bir yasam.

GALERİ

Sahneden Kareler

11 fotoğraf
ARŞİV

İlk sahnelenme: 21 Eylül 2007